2000’li yılların başında kamuoyunun gündemine düşen ve özellikle ABD’nin dış politika stratejisinin merkezinde yer alan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), yıllar boyunca tartışmalara konu oldu. Kimi bu projeyi bölgeye demokrasi ve kalkınma getirme çabası olarak gördü, kimiyse emperyal hedeflerin perde arkası olarak değerlendirdi. Bugün, bölgedeki gelişmelere baktığımızda şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor: Büyük Ortadoğu Projesi, adım adım hayata mı geçiriliyor?
BOP’un Amacı Neydi?
Resmi söylemlere göre BOP, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki 22 ülkenin siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşümünü hedefliyordu. Projenin temel argümanı; bu ülkelerde demokrasinin, kadın haklarının, eğitim seviyesinin yükseltilmesi ve refahın artırılmasıydı. Ancak pratiğe döküldüğünde bu projeden etkilenen ülkelerde kaos, iç savaşlar ve yönetim boşlukları ortaya çıktı. Irak, Suriye, Libya, Yemen… Saymakla bitmeyecek bir liste var elimizde.
Güncel Gelişmeler Ne Diyor?
Son yıllarda İsrail-Filistin meselesinin yeniden alevlenmesi, İran’a yönelik baskıların artması, enerji yollarının yeniden şekillendirilmesi ve Arap ülkelerinin İsrail’le normalleşme süreçleri bize şunu gösteriyor: Bölge yeniden dizayn ediliyor. Bu dizaynın temelinde etnik ve mezhepsel fay hatlarının kaşınması, sınırların esnetilmesi ve yerel iktidarların zayıflatılması yer alıyor.
Öte yandan, enerji güvenliği konusu da BOP’un kilit taşlarından biri olmaya devam ediyor. ABD’nin, Rusya-Çin eksenine karşı Körfez ve Doğu Akdeniz’deki varlığını artırması, projeye yeniden ivme kazandırmış olabilir.
Türkiye Nerede Duruyor?
Türkiye, bu proje içinde farklı dönemlerde farklı pozisyonlar aldı. 2000’lerin başında BOP Eşbaşkanlığı söylemiyle gündeme gelen Türkiye, son yıllarda bölgesel bir güç olarak sahada aktif rol oynamaya başladı. Ancak bu aktif politika, aynı zamanda Ankara’yı büyük güçlerin çatışma alanına da sürükledi. Bugün Suriye’de, Irak’ta ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren güvenlik tehditleri barındırıyor.
Sonuç Yerine: Tesadüf mü, Tasarım mı?
Ortadoğu’daki her kriz elbette dış güçlerin bir planı değildir; ancak bu kadar çok “tesadüf” bir araya geldiğinde, ortada bir “tasarım” olduğunu düşünmek de paranoya değil, sağduyudur. BOP’un açık adı belki artık kullanılmıyor ama etkileri sahada kendini hissettiriyor. Haritalar çizilmeden önce zihinler şekillendiriliyor. Ve bu şekillendirme, medya, ekonomi ve çatışma üçgeninde devam ediyor.
Bugün yaşananları iyi okumazsak, yarının krizlerinde sadece seyirci kalırız. Ve unutmayalım: Ortadoğu’da oyun kuran değil, oyun bozan olmak ancak tarihsel bilinç ve stratejik akılla mümkündür
GÜNDEM
1 saat önceYAZARLAR
23 saat önceTEKNOLOJİ
1 gün önceEĞİTİM
1 gün önceSPOR
2 gün önceEĞİTİM
3 gün önceYEREL HABERLER
3 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.