Altının gramı 5 bin TL’ye dayandı. Bir dönem “yatırım aracı” olarak görülen altın, artık vatandaşın cebinde sakladığı güvence değil, ulaşamadığı bir hayal haline geldi.
Ekonomiyi yönetenler her fırsatta “dengeler kontrol altında, enflasyon düşüyor, piyasa istikrara kavuşuyor” söylemleriyle halkı teskin etmeye çalışıyor. Oysa gerçekler bambaşka. Çarşıya pazara çıkan, maaşını yetiremeyen, düğünde takı alamayan herkes bu tabloyu çok net görüyor. Altının geldiği nokta, yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamaz; içerideki yanlış ekonomi politikalarının da ağır bir sonucudur.
Yıllarca “faiz sebep, enflasyon sonuç” denildi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı tartışmalı hale getirildi. Üretim yerine ithalata dayalı ekonomi tercih edildi. Tasarrufunu korumak isteyen vatandaş ise ya dövize ya da altına yöneldi. Bugün altının 5 bin TL’yi bulması, aslında vatandaşın kendi parasına güvenmediğinin açık göstergesidir.
Siyasetçiler kürsülerden pembe tablolar çizmeye devam edebilir. Ama mutfakta kaynayan tencere boşsa, emeklinin maaşı cebine girmeden eriyorsa, asgari ücretli ay ortasını getiremiyorsa, altının 5 bin TL’ye çıkması yalnızca bir rakam değil, derin bir haykırıştır.
Gerçek şu: Altın yükselirken vatandaşın umudu düşüyor. Güvenin olmadığı yerde ekonomi de ayakta duramaz. Bugün 5 bin olan altın, yarın 6 bin olduğunda “rekor kırıldı” diye manşetler atılacak belki ama o manşetlerin gölgesinde sessizce ezilen milyonlarca insanın sesi duyulmazsa, asıl kriz işte o zaman büyüyecek.
YAZARLAR
4 saat önceTEKNOLOJİ
6 saat önceEĞİTİM
6 saat önceSPOR
1 gün önceEĞİTİM
2 gün önceYEREL HABERLER
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önce